| NEZLE
- GRİP
Nezle genellikle, Rhinovirus adı
verilen üst solunum yollarını tutan bir tür mikropla ortaya
çıkan bir hastalıktır. Genellikle erişkinler yılda 2-4 kez
nezleye yakalanmaktayken, çocuklarda bu sayı 6-8’i bulmaktadır.
Özellikle kreşler, okullar, çocukların bu tür enfeksiyonları
kolaylıkla kapıp eve getirebilecekleri ortamlardır. Çocuklar bu
ortamlarda çok yakın temastadırlar, oyuncaklar yoluyla ya da el
ele tutuşarak birbirlerine virüsü geçirmektedirler. Rhinovirüs
vücutta ya da ellerde saatlerce canlı olarak kalabilmektedir. Bu
virüs üst solunum yoluna girip tutunduğu andan itibaren kişide
2-3 gün içinde hastalık bulguları ortaya çıkmaya başlamaktadır.
En erken bulgular halsizlik, hapşırma, burun akıntısı, boğazda
kaşıntı, hafif ateş, koku ve tat duyusunda azalma şeklindedir.
Bu bulgular sonraki 2-4 gün içinde iyice kötüleşmekte ve bu
süreç zarfında diğer insanlara bulaştırıcılık da en yüksek
olmaktadır. Sonraki bulgular seste boğuklaşma ve öksürüktür.
Genellikle bulgular 1 hafta kadar sürer ancak bazı durumlarda
(yaşlılar, çocuklar, direnç bozukluğu olan kişiler, kalp ve
şeker hastaları) 2 haftayı bulabilmektedir. En son olarak 1
hafta kadar süren kuru bir öksürük kalmakta, bu da geçtikten
sonra hastalık tamamen atlatılmaktadır.
Pratik anlamda kültür vb. yöntemlerle hangi virüsle hastalığın
ortaya çıktığını saptamak gibi yöntemlere gerek yoktur, çünkü
doktorunuz için, hastalığa hangi virüsün yol açtığından çok
hastalığın ilerleyip daha şiddetli bir enfeksiyona dönüşüp
dönüşmediğinin takibi önemlidir. Bazen virüsün üst solunum
yollarında yarattığı hasar, daha saldırgan mikropların oraya
yerleşimini kolaylaştırmaktadır. Böyle bir durumda sinüzit, orta
kulak iltihapları, zatüre gibi daha ağır hastalıklarla
karşılaşılabilmektedir
Grip ise en sık olarak influenza virüsü, daha az sıklıkta da
parainfluenza ve adenovirüs tarafından oluşturulan bir
hastalıktır. Bulguları başlangıçta nezle gibidir, fakat
halsizlik daha şiddetlidir ve ek olarak yorgunluk, belde, bacak
ve kollarda kas ağrıları, baş ağrısı ve ateşe yol açar. Mutlaka
beraberinde öksürük vardır. Gözler etrafında ağrı da olabilir.
Nezlenin aksine elden ele temasla değil hapşırma, konuşma ve
öksürme sonucu havaya yayılan küçük partiküller yoluyla yayılır.
Grip virüsü üst solunum yollarına girip tutunduktan sonra 12
saatle 3 gün arasında bulgular ortaya çıkmaya başlar. İlk 3 gün
en bulaştırıcı dönemdir.
Her yıl grip virüsü protein yapısında değişiklikler yapmakta, bu
sayede bir yıl önce vücudun bağışıklık sistemi tarafından bu
virüsün o yapısına karşı oluşturulan savaşçı hücrelerin (bu
hücreler antikor olarak adlandırılır) etkisiz olmasına yol
açmaktadır. Bu nedenle her yılın başında FDA (Amerikan Gıda ve
İlaç Dairesi) virüsteki değişiklikleri saptayıp her yıl yeni bir
aşı üretilmesini önermektedir. Bu aşı, bağışıklığı zayıf olan
çocuklar, yaşlılar, kalp ve şeker hastaları vb. kişilere yapılıp
hastalığın ilerlemesini önlemektedir. Ancak bu aşının grip
virüsünün değişikliğe uğramış tüm tiplerine karşı koruyucu
etkisi olmadığının bilinmesi gerekmektedir. Aşı yapıldıktan 2
hafta sonra koruyucu etkisi başlamakta ve bu virüse karşı en
fazla % 80 koruma sağlayabilmektedir. Amerikan Ulusal Allerji ve
Enfeksiyon Hastalıkları Enstitüsü’nde yapılan deneysel
çalışmalarda bu aşının şu anda uygulanmakta olduğu biçimde iğne
şeklinde değil de buruna sprey şeklinde uygulanmasının daha
etkileyici olacağı ortaya çıkmıştır, bu konudaki çalışmalara
devam etmektedir.
Neden bazılarımız nezle-grip
olmazken, bazılarımız sürekli olarak çantasında kutu mendiller
taşımak zorunda kalır ? İşin genetik ve erken çocukluk döneminde
yeterli beslenme olup olmaması kısmını bir tarafa bırakırsak
kişinin sık enfeksiyonlara yakalanmasına yol açan 4 ana neden
vardır: yetersiz uyku, stres, yetersiz beslenme ve sigara.
Pek çok bağışıklık sistemi elemanı
(doğal mikrop öldürücü hücreler vb.) özellikle uyku sırasında
aktive edilmektedir. Bu nedenle düzensiz uyku ve dinlenememe
direncimizi oldukça azaltmaktadır. Stres durumunda salınan
hormonlar da bağışıklık sisteminin olumsuz etkilenmesine yol
açmaktadır. Yine direnç için gerekli vitamin, mineral ve
proteinden fakir beslenme de hastalıkları davet etmektedir.
Sigara ise solunum yolarını kaplayan koruyucu tabakanın
zedelenmesine ve mikropların buralara kolayca tutunmasına yol
açmaktadır.
Hastalanmamak için neler
yapmalıyız ?
Öncelikle beslenmemize çok dikkat
etmeliyiz. Şeker ve karbonhidrat alımımızı kısıtlamalı,
kızartmalardan ve margarinle yapılan yiyeceklerden uzak kalmalı,
balık tüketimini arttırmalı, zeytinyağını daha çok kullanıp
mısırözü, ayçiçek yağı kullanımını azaltmalı, bol meyve-sebze
tüketmeli ve bol bol su içmeliyiz. Çay- kahve yerine bitkisel
çayları tercih etmeliyiz. En önemlisi de probiyotik denen doğal
koruyucu içeren yoğurtlardan günde en az 2-3 kaşık tüketmeliyiz.
Nezle –Gripten Korunmak İçin Destek
Olarak Neler Almalıyız ?
Diyetinizi yukarıda belirtilen
şekilde düzenledikten sonra aşağıda belirtilen bazı destekleyici
vitaminlerin kullanımı bu tür enfeksiyonlara daha dayanıklı
olmanızı sağlayacaktır.
C Vitamini - Enfeksiyonla Savaşta
Altın Asker : C vitamini, virüs ve bakterilerle
savaşta görevli kandaki beyaz küre hücrelerinin yapımını ve
aktivitesini arttırmaktadır. Ayrıca bu mikroplarla savaşta
kullanılan bazı maddelerin (interferon olarak adlandırılır)
üretimini arttırarak vücudun direncini yükseltir. Antioksidan
etkisiyle serbest radikal denen hücre hasarlayıcı maddelerin
açığa çıkmasını önlemektedir. Bu kadar önemli bir vitaminin
insanlarda vücutta üretilemiyor olması nedeniyle düzenli olarak
ağızdan alınması gerekmektedir. Günlük gıdalarla (narenciyeler,
yeşil biber, maydanoz, brokoli, kavun, domates suyu, patates,
mısır, bezelye, muz vb.) alınması gereken en az C vitamini
miktarı 60 miligramdır. Koruyucu olarak günde 1-2 kez 100-250
miligram, enfeksiyon durumunda ise günlük toplam 1000-1500
miligram kadar alınması önerilmektedir.
Çinko - Nezlenin En Korkulu Düşmanı :
Boğazda kaşıntı, yanma, hapşırma şikayetleri ortaya çıktığı anda
hemen birkaç tane çinko pastilini arka arkaya emerseniz birkaç
saat içinde şikayetlerinizin büyük oranda azalacağını
göreceksiniz. Nezle başladığında elimizdeki en iyi tedavi
seçeneği olan çinko bunu nasıl sağlamaktadır? Yapılan
çalışmalara göre çinko pastillerinin kullanımı sırasında açığa
çıkan çinko iyonları yüz ve burun bölgesi damarlarına yayılmakta
ve hapşırmaya yol açan sinirsel uyarımı durdurup buna bağlı
burun salgısı oluşumu ve burun tıkanıklığını önlemektedir. Bu
etki çinkonun vücut tarafından yıkılması sürecince devam ettiği
için 2 saatte bir pastil kullanımının tekrarlanması
gerekmektedir. Bir başka çalışmaya göre ise çinko, virüslerin
hücre içine girmek için tutundukları proteinlerin üzerini
kapatarak bu girişe engel olmaktadır. Sağlıklı bir erişkinin
günlük çinko ihtiyacı 12-15 miligramdır. Özellikle kırmızı et,
tavuk vb. kümes hayvanlarının eti, karaciğer ve yumurtada
bulunmaktadır. Bunun dışında vücut direncini arttırmak için
çinko içeren vitaminlerden alınabilir. Nezle başlangıcında,
şikayetler geçene kadar, en hızlı şekilde çinko pastillerinin 2
saat arayla kullanılması gerekmektedir.
Ekinezya - Bitkisel Özlü Direnç Arttırıcı :
Ekinezya, doğada yabani olarak yetişen, özellikle Kuzey
Amerika’da sık görülen bir bitkidir. Bitki çayları ve bitkisel
kaynaklı maddelerin yapımı için kültür şeklinde üretilmekte ve
toplanmaktadır. Bu bitki, vücuda giren mikropların sindirilerek
yok edilmesinde görevli olan fagositer hücrelerin üretimini
arttırarak bağışıklık sistemini güçlendirmektedir. Boğazda
kuruma, yanma ortaya çıktığı anda 1 bardak ılık Ekinezya çayı
içmek veya birkaç tane Ekinezya pastili kullanmak boğazınızı
oldukça rahatlatacaktır. Bunun yanısıra Ekinezya kapsüllerinden
günde 400-600 miligram kadar (yani günde 2-3 adet) kullanıp
şikayetleriniz gerilediğinde bunu günde tek doz halinde almaya
devam edebilirsiniz. “ Ekinezyanın bilinen herhangi bir yan etkisi olmamakla beraber
lupus veya romatoid artrit gibi bağışıklık sistemi bozukluğu (otoimmün
hastalık) olan kişilerle, papatya allerjisi bulunan kişilerin,
bu doğal ilacı kullanmaması önerilmektedir.”
Bu belirtilen vitamin ve doğal bitkisel ürünlerin yanı sıra A
vitamini, E vitamini, balık yağı (yeterli balık tüketimi yoksa), Selenyum da ek olarak
alınabilir.
Ne Zaman Hekime Başvurmalısınız ?
- Boğaz ağrısı 48 saatten uzun sürmüşse,
- Bademciklerinizin üzerinde beyaz noktalar oluşmaya başlamışsa,
- Burun akıntısı ve tıkanıklık bir haftadan uzun sürmüşse,
- Burun akıntınızın rengi sarı veya yeşil renge dönüşmüşse,
- Yüzünüzde ya da başınızda şiddetli ağrı ortaya çıkmışsa,
- Öksürüğünüz 7 günden uzun sürmüş, nefesiniz daralmış ve balgam
çıkarmaya başlamışsanız,
- Kulağınızda şiddetli ağrı, akıntı ya da 7 günden uzun süren
tıkanıklık varsa,
- 38 dereceyi geçen ateş mevcutsa,
Zaman kaybetmeden mutlaka bir hekime muayene olmanız
gerekmektedir.
Konu ile ilgili diğer yazılar:
|