İSMİNE TEZAT, SESSİZ TEHLİKE :
GÜRÜLTÜ
Modern dünyanın en önemli sorunlarından bir tanesi olan
gürültü; ismine tezat, sessizce tehdit ediyor
sağlığımızı…Hayatımızın bir parçası haline gelen, her
geçen gün kanıksadığımız ve belki de en kötüsü, doğal
kabul ettiğimiz bir anomali…
Güne kuş sesleri ile başlamak, ilkbaharın geldiğini
müjdelercesine çiçek açmış ağaçların bahar serinliğini
getiren rüzgârın sesini duymak…Tüm bunlar, bir masal
kitabından ya da bir filmden alınmışçasına uzak geliyor
insana… Çünkü sessizlik, gürültünün egemenliği altında
silikleşiyor.
21.yy’ın insanı yeni bir güne, arabaların korna sesleri
ile başlıyor. Gerekli-gereksiz, amacının dışında
kullanılan…Biri biterken diğeri başlayan “Çevremize
verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı üzgünüz” tabelasının
arkasında gizleneceği umulan, inşaat sesleri… Yan
komşumuzda pazar günleri dahi bitmeyen tadilat
çalışmaları…Sayısız AVM, market varken, hatta internet
sayesinde tek bir talimatımızla sipariş ettiğimiz
ürünler evimize dahi gelmesine rağmen hâlâ “domates,
patlıcan” şeklinde vargücüyle haykıran, “simitçi”,
“eskici” şeklinde devamı gelen, seyyar satıcıların
nidâları…Arabasındaki müziği, çevresindekilere de
dinletme gibi garip çabaları olanların
varlığı…Apartmanın penceresinden diğer apartmanın
penceresine, yüksek sesle yapılan sohbetler…Telefon
görüşmesini, evinin balkonundan tüm siteye telekonferans
sunuyormuş gibi gerçekleştiren insan manzaraları…2010
yılında olmamıza rağmen; kapı zili, diyafon, telefon
gibi iletişim yöntemlerinin nedense es geçilerek,
apartman kapısından, sekizinci kata seslenme şeklindeki,
sözde iletişim yöntemleri…Eğlence merkezlerinin desibel
(dB) sınırını zorlayan müzik sistemleri, yüzen disko
konumundaki deniz motorlarından yükselen müzik
notaları…”Bugün evleniyoruz!”, “Bugün doğum günüm var!”,
“Okuldan mezun oluyorum!” gibi kutlamaları, tüm dünyaya
ilan etmek istercesine, sessizliği gürültüye boğan,
havai fişek patlamaları…Patlama sesinin, daha doğrusu
gürültüsünün “eğlence” olarak kabul görmesi…
Birbiriyle, ahenksiz bir şekilde içiçe geçmiş sesler
armonisi…Teknolojinin getirdiği nimetlerin arkasına
sığınıp, sağlığımızı hiçe sayarken, sessizliğimizi
gürültü ile baltalayan da bizleriz sanki…
Tüm bunlar, pencerenin dışında kalan, günlük hayatımızın
olağan “gürültü manzaraları”. Madalyonun diğer yüzünde
ise pencerenin içindeki, çalışma hayatımızın “gürültü
manzaraları” yer alıyor.
Sözlükteki anlamı “Titreşimli, düzenli olmayan sesler;
aralarında uyum bulunmayan düzensiz seslerin bütünü”
şeklinde ifade edilen gürültünün, ne yazık ki
sağlığımıza verdiği zarar, sözlükte kapladığı yer kadar
sınırlı değil…
Gürültü, insanlarda geçici ya da sürekli işitme
kayıplarına neden olmanın yanında, insan sağlığını
psikolojik ve fizyolojik olarak da etkilemektedir.
Çalışanların, işitme sağlığını ve algılamasını olumsuz
yönde etkilerken, iş verimini de azaltmaktadır.
Gürültünün olumsuz etkileri, aniden ortaya çıkabileceği
gibi, zamanla da kendisini göstermektedir. Yüksek ses,
işitme sinir hücreleri ile birlikte işitme duyusuna
zarar vermektedir. Sözkonusu zararın geçici ya da kalıcı
olması; gürültü düzeyine, gürültünün frekans dağılımına,
çalışanın gürültünün etkisinde kaldığı süreye ve
duyarlılığına bağlıdır. Olumsuz etkiler arasında; kulak
çınlaması, kas gerilmeleri, stres, kan basıncında artış,
kalp atışlarının ve kan dolaşımının değişmesi, mide
asidinde artış, göz bebeği büyümesi, uykusuzluk, sinir
bozukluğu, korku, rahatsızlık, tedirginlik, yorgunluk,
zihinsel etkinliklerde yavaşlama da sayılabilir.
Sesin şiddeti-yüksekliği, desibel (dB) olarak
ölçülmektedir. Bu yükseklik, insan kulağının
duyabileceği en düşük sesten (0 dB), roketin havalanma
sesine (180 dB) kadar değişmektedir.
|
dB Düzeyi (Ortalama) |
Örnek |
|
0 |
İnsan kulağının duyabileceği en düşük ses. |
|
30 |
Fısıldama, sessiz kütüphane ortamı. |
|
60 |
Normal konuşma, daktilo, dikiş makinesi sesi. |
|
90 |
Çimen biçme makinesi, kamyon trafiği.
(Günlük 8 saat maksimum maruz kalma süresidir.) |
|
100 |
Demir testeresi, havalı delici, kar aracı
sesi. (Korumasız maksimum 2 saat maruz kalma
süresidir) |
|
115 |
Rock konseri, oto kornası sesi.
(Korumasız maksimum 15 dakika maruz kalma
süresidir.) |
|
140 |
Jet motoru sesi.
(Gürültü ağrı yaratır ve geçici sağırlık oluşturur.) |
Gürültünün insan üzerindeki olumsuz etkisi belli bir süre
dinlendikten sonra kaybolmaktadır. Ancak söz konusu süre oldukça
uzundur. Örneğin 90 desibel (dB) üstündeki gürültülü bir ortamda
100 dakika çalışan bir insanda meydana gelen 18-20 dB
şiddetindeki geçici işitme kaybının giderilmesi için, kişinin bu
ortamdan 1000 dakika uzak kalması gerekmektedir. Yani geçici
işitme kayıplarının önlenebilmesi için gerekli süre, gürültülü
ortamda geçirilen sürenin 10 katı kadardır. Gürültü düzeyi
arttıkça, işitme kayıpları da artmaktadır. Bu durumda iyileşme
için daha fazla süreye ihtiyaç duyulmaktadır.
Araştırmalar, basit önlemlerin alınması durumunda, 80 dB
düzeyine kadar olan gürültünün, insan sağlığı üzerindeki olumsuz
etkilerinin önlenebileceğini göstermektedir. Bu amaçla iş yeri
koşullarında 8 saatlik çalışma süresi boyunca dayanılabilecek en
yüksek ses düzeyi, 80 dB olarak saptanmıştır. Gürültünün
kaynağında azaltılması, çalışana ulaşmadan engellenmesi, kişisel
koruyucular kullanılarak gürültü etkisinin azaltılması, alınacak
önlemler arasında sayılabilir.
Gürültülü çalışma ortamlarında işitme koruma programları
uygulanmalıdır. Bu, ortalama 80 dB ya da daha fazla gürültüye
maruz kalan çalışanların yıllık işitme testlerinin yapılmasını
kapsar. İdeal olarak gürültülü çalışma ortamları daha az
gürültülü aletlerle donatılmalı ya da çalışma saatleri
azaltılmalıdır. Gürültü ölçümlerinin işitme koruması ihtiyacını
göstermesi durumunda işveren tarafından, işitme koruyucu
aletleri (kulak tıkacı ve kulak maskesi gibi) temin edilmelidir.
İşitmede daha fazla kayıp ya da kulak rahatsızlığı ihtimali, KBB
uzmanına muayeneyi gerektirir.
Hastalık oluştuktan ve tedavi sürecinde geç kalındıktan sonra
alınacak önlemler, geçici iyileştirme sağlayacak, çalışanın
sağlığını geri getirmediği gibi, işveren açısından da
yetiştirilmiş nitelikli elamanın kaybedilmesine neden olacaktır.
Konuyla ilgili rakamsal istatistikler de durumun önemiyle ilgili
somut verilerin elde edilmesini güçleştirmektedir. Çünkü
sözkonusu hastalıklar, rakamsal istatistiklere geçmeden, geçici
önlemlerle de olsa tedavi edilmektedir.
Çalışma koşullarının, çalışan sağlığı açısından iyileştirilmesi,
üzerinde önemle durulması gereken konulardandır. Sağlık
koşullarıyla ilgili yazıların, alınan kararların işyeri
duvarlarında yeralmasından çok, bu konunun önemiyle ilgili
bilincin oluşturulması, atılması gereken ilk adımdır. Örneğin,
maden ve taş endüstrisinde çalışan bir birey; gürültüden
kulaklarını korumadığında, oluşabilecek rahatsızlıkların, uzun
vadede nasıl geri dönülmez kalıcı sağlık sorunlarına sebebiyet
vereceğinin farkında olmadığında, işyerlerinin duvarlarını
süsleyen o yazılar, işyeri aksesuarı olmanın ötesine
geçemeyecektir. Bilinçlendirme ve eğitim, her konuda olduğu
gibi, bu konunun da iki önemli anahtar kelimesidir.
Biraz daha özen ve gayretle, bilinçli bireyler olmak zor olmasa
gerek…Bilinçli bireyler, bilinçli toplumları oluşturacaktır.
Zamanında müdahale ve önlemle, sağlığımızı koruyabiliriz. Önce
kendimiz, sonra çevremiz, çalışma ortamlarımız, şehrimiz, tüm
ülke ve tüm dünya…Ütopya gibi görünse de herşey bir adımla
başlar. Gürültüden uzak, huzurlu bir yaşam için; ismine tezat,
sessiz tehlikenin, sağlığımızı tehdit etmesine izin vermeyelim.
Yaşadığımız yüzyılda, doğru tespit yöntemlerinin
oluşturulmasıyla, çalışma ortamındaki gürültüye bağlı
hastalıkların, önlenebilir hale getirileceği unutulmamalıdır.
Sektörde yeralan işveren ve çalışanların, bu potansiyel hastalık
hakkında bilgi sahibi olmaları, gerekli tedbirlerin alınması ve
riskin azaltılması açısından önemli görülmektedir.
Konu ile ilgili diğer yazılar:
|