|
DOMUZ GRİBİ
(A/H1N1)
Esen Panik
Rüzgârına Mahkum Olup, Savrulmalı Mıyız; Yoksa Bilinçli
Bireyler Olarak Mı Davranmalıyız?
Birey olarak
dikkat etmemiz gereken, hijyenin önemini kavramak…
Bu sadece
hastalıkların gündeme geldiği “fırtınalı” dönemlerde değil,
hayatımızın her anında önemli bir yere sahip olmalı… Basit
gibi görünen ve çoğumuzun bildiğimizi varsaydığımız ama
uygulamada maalesef üstünkörü yapılan temizlik
alışkanlıklarımız…Oysa her birey, kişisel hijyene biraz daha
dikkat ettiğinde, toplumsal olarak karşılacağımız olumsuz
örnekler de kendiliğinden azalmış olacaktır. Böylece,
gündemin manşetinde büyük puntolarla belirtilen “dikkat
edilmesi gerekenler listesi” bizlerin hayatında zaten
varolan demirbaşlarımız olarak yeralacaktır…
Birey olarak nelere dikkat etmeliyiz ?
Gelişen
teknoloji ve yaşam koşulları nedeniyle 21.yy’ın insanı,
hayatını sadece kendi evinde ve sınırlı sayıdaki yakın
çevresi ile geçirememektedir. İş koşulları nedeniyle hayatın
içinde aktif olarak bulunan günümüzün sosyalleşmiş insanı,
olası sağlık sorunlarıyla da birebir karşı karşıya
kalmaktadır. Kendimizi hayatın tehlikelerinden izole edilmiş
bir şekilde koruyamayacağımıza göre, nasıl bir önlem
alabiliriz? Sağlıklı beslenerek, temizlik kurallarını, kural
olmaktan çıkarıp, yaşam şeklimiz haline dönüştürerek, spor
yaparak (mutlaka spor merkezlerine üye olmak gerekmiyor!
kısa yürüyüşler, asansör yerine merdiven kullanmak gibi..),
vücuda zararlı olduğu bilinen ve bağışıklık sistemini
olumsuz etkileyen zararlı maddeleri kullanmayarak (sigara vb
gibi). Üst solunum enfeksiyonu nedeniyle hastalandığımızda;
bulunduğumuz ortamı havalandırarak, bol sıvı tüketerek,
doktorumuzun tavsiye ettiği ilaçları düzenli olarak
kullanarak ve hastalık süresince dinlenerek, kendi
sağlığımıza özen gösterdiğimiz gibi; kalabalık ortamlarda
bulunmak zorunda kaldığımız durumlarda öksürürken ya da
hapşırırken ağzımızı tek kullanımlık kâğıt mendillerle
kapatarak, toplu taşıma araçlarında mümkünse bir ya da iki
pencerenin açık bulundurulmasına dikkat ederek ve ağzımızı
yine tek kullanımlık kâğıt mendil ile kapatarak ve
sonrasında mutlaka ellerimizi yıkayarak, hasta olduğumuz
zamanlarda, selamlaşma geleneğimize (el sıkışarak öpüşme,
sarılma gibi) kısa bir süre ara vererek; rahatsızlığın başka
insanlara da bulaşmaması için gereken önlemleri almış
olacağız.
Domuz gribi
aslında tüm grip vakalarının nedeni olan İnfluenza A grubuna
dahildir yani tipik grip mikrobudur. Ancak yeni bir virüs
olduğundan ne yazık ki yayılma hızı daha fazla olmaktadır.
Aynı grupta
olduğu için tüm grip semptomlarını da aynı şekilde gösterir.
Bir kişinin domuz gribi mi yoksa klasik grip mi olduğunu
ancak virüs izolasyonu (sadece belirgin merkezlerce
yapılıyor) sayesinde anlayabiliriz. Ancak yakın zamanda
domuz gribi olduğu bilinen bir kişiyle temas ya da böyle bir
ülkeye seyahat var ise şüphelenilebilinir.
Bebekler (iki
yaş altı), hamileler, 65 yaş üstü yaşlılar, kronik
rahatsızlığı bulunan hastalar, karaciğer ve böbrek
yetmezliği olanlar ile bağışıklık sistemi zayıf olan
kişiler, beslenme bozukluğu olan kişiler, riskli grubu
oluşturmaktadır. Bu riskli gruplar hem klasik grip hem de
domuz gribi için tehlike içermektedir. Bol su alımı, dengeli
ve düzenli beslenme, bulunulan ortamların havalandırılması
ve hijyene dikkat etmek bizleri koruyacaktır. Ayrıca
yayılmayı önlemek amacıyla hapşırırken tek kullanımlık
mendillerle ağzımızı ve burnumuzu kapatmak, sık sık
ellerimizi yıkamak, hastayken kalabalık ortamlarda
bulunmamak, hasta kişilerle yakın temasta bulunmamak gibi
basit önlemleri almamız da faydalı olacaktır.
Enfeksiyonu ağır
geçirme ihtimali bulunan risk grupları, sağlık personeli ile
domuz gribinden dolayı ölümlerin yoğun olduğu ülkelere
gidecek olan kişilerin, domuz gribi aşısını yaptırmasında
fayda vardır. Domuz gribinden korunmak için mevsimsel grip
aşısı olmak yeterli olmayacaktır.
Domuz gribinin
tedavisi veya bu hastalıktan korunmak için doktor
kontrolünde kullanılabilecek ilaçlar mevcuttur. Bu ilaçlar
doktor tarafından önerilmedikçe, reçetesiz olarak kesinlikle
kullanılmamalıdır. İlaç kullanımı hastalığın seyrini
hafifletmekte ve daha hızlı bir iyileşmeyi
sağlayabilmektedir. Bunun yanı sıra ciddi komplikasyonların
da gelişmesi engellenmiş olur. Antiviral ilaçlara,
semptomların görülmesinden itibaren ilk 2 gün içinde
başlanması gerekir. Ayrıca istirahat, destekleyici besin ve
ilaçlar da kullanılabilir ancak riskli grupların hastanede
yatırılarak tedavisi gerekir.
“Tüm bunlara
dikkat edeceksiniz ve riskli grup içerisinde de
bulunuyorsanız, grip aşısını olacaksınız ve asla
hastalanmayacaksınız!” ifadesini maalesef kullanamıyoruz.
Çünkü burada istatiksel verileri incelemek gerekiyor.
Günümüzde, trafik kazalarından kaybedilen insan sayısı da ne
yazık ki daha fazla…Belki grip olmadınız ama trafik
kurallarına uyulmaması nedeniyle her an bir kaza içerisinde
yeralabilirsiniz…Ne yazık ki hayatta hiçbirşeyin kesin
olarak garantisi bulunmuyor…
Konu ile ilgili diğer yazılar:
|